12. Yargı Paketi Meclis’te: Türk Hukuk Sisteminde Yeni Dönem Mi Başlıyor?
12. Yargı Paketi Meclis’te: Türk Hukuk Sisteminde Yeni Dönem Mi Başlıyor?
Türkiye’de son yıllarda yargı sisteminin hızlandırılması, yargılamaların daha makul sürelerde tamamlanması ve teknolojik gelişmelere uyum sağlanması amacıyla çok sayıda yasal düzenleme hayata geçirildi. Özellikle yargı reformu paketleri, yalnızca hukukçuların değil, vatandaşların da yakından takip ettiği düzenlemeler haline geldi. Çünkü yargılama usullerinde yapılacak her değişiklik, doğrudan hak arama özgürlüğünü, adalete erişimi ve hukuki güvenliği etkileyen sonuçlar doğurmaktadır.Bu kapsamda hazırlanan ve kamuoyunda ‘12. Yargı Paketi’ olarak anılan ‘Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. Teklif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi doğrultusunda hazırlanmış olup, hukuk yargılamalarından ceza muhakemesine, icra hukukundan idari yargıya kadar çok sayıda alanda önemli değişiklikler öngörmektedir. Paketin kamuoyunda bu denli ilgi görmesinin temel sebebi, yalnızca teknik bazı usul hükümlerini değiştirmekle yetinmemesi; aynı zamanda yıllardır uygulamada tartışmalara neden olan birçok konuda yeni bir yaklaşım ortaya koymasıdır. Özellikle belirsiz alacak davasının kaldırılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun yeniden düzenlenmesi, idare aleyhine başlatılacak icra takiplerinde yeni bir başvuru şartı getirilmesi ve ortaklığın giderilmesi davalarında mirasçılara öncelik tanınması gibi düzenlemeler, uygulamada ciddi sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir.Nitekim teklif metni incelendiğinde, düzenlemelerin büyük bölümünün üç temel amaca hizmet ettiği görülmektedir. Bunlardan ilki, yargılamaların hızlandırılmasıdır. Uzun süredir hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında hem de Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında Türkiye’nin en çok eleştirildiği konuların başında makul sürede yargılanma hakkı gelmektedir. Yıllarca devam eden davalar, yalnızca tarafların mağduriyetine yol açmamakta; aynı zamanda yargıya duyulan güveni de olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle teklif içerisinde duruşmalar arasındaki sürelerin sınırlandırılmasından bilirkişi uygulamasının daraltılmasına kadar birçok düzenleme yer almaktadır.
Teklifin ikinci temel amacı ise dijitalleşmenin yargı sistemine daha fazla entegre edilmesidir. Özellikle pandemi döneminde kullanım alanı genişleyen e-Duruşma uygulamasının kapsamının artırılması, noterlik işlemlerinin elektronik ortama taşınması ve çeşitli satış işlemlerinin UYAP entegrasyonuyla yürütülmesi gibi düzenlemeler, yargı süreçlerinin daha hızlı ve daha düşük maliyetle yürütülmesini hedeflemektedir. Teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanılarak hem vatandaşların hem de hukukçuların zamandan tasarruf etmesi amaçlanmaktadır.
Üçüncü ve belki de en önemli amaç ise Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan hukuki boşlukların giderilmesidir. Bilindiği üzere son yıllarda Anayasa Mahkemesi tarafından birçok kanun hükmü iptal edilmiş ve yasama organına yeni düzenleme yapması için süre verilmiştir. 12. Yargı Paketi’nin önemli bir bölümü de bu iptal kararlarının ardından ortaya çıkan boşlukları doldurmayı hedeflemektedir. Özellikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin düzenlemeler bunun en önemli örneklerinden birini oluşturmaktadır. Ancak teklif yalnızca içeriğinde yer alan düzenlemeler nedeniyle değil, içerisine alınmayan düzenlemeler nedeniyle de dikkat çekmektedir. Kamuoyunda uzun süredir tartışılan sosyal medya hesaplarına kimlik doğrulama zorunluluğu, nafaka reformu, infaz sistemi değişiklikleri ve bazı aile hukuku düzenlemelerinin pakette yer almaması önemli bir tercih olarak değerlendirilmiştir. Özellikle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ilk taslaklarda yer aldığı belirtilen bazı düzenlemelerin nihai teklif metnine alınmamış olması, ilerleyen dönemde yeni yargı paketlerinin gündeme gelebileceğine işaret etmektedir.
Öte yandan teklif metni incelendiğinde, yalnızca bireylerin hak arama özgürlüğünü değil, aynı zamanda mahkemelerin iş yükünü azaltmayı hedefleyen hükümler de dikkat çekmektedir. İdari yargıda tek hâkimle görülecek davaların kapsamının genişletilmesi, istinaf ve temyiz sisteminde yapılan değişiklikler ve Danıştay’ın yapısına ilişkin düzenlemeler, yüksek yargı organlarının işleyişini doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikler büyük önem taşımaktadır. Belirsiz alacak davasının kaldırılması ve buna karşılık kısmi dava kurumunun güçlendirilmesi, son on beş yılın en önemli usul hukuku değişikliklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu değişiklik yalnızca dava açma yöntemlerini değil, zamanaşımı hesaplamalarını, dava stratejilerini de etkileyecektir.
İcra ve İflas Hukuku bakımından öngörülen düzenlemeler de uygulamada sıkça karşılaşılan bazı sorunlara çözüm getirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle ortaklığın giderilmesi davalarında mirasçılara tanınan öncelikli ihale hakkı, aile mallarının üçüncü kişilere geçmesini engellemeyi hedeflemektedir. Benzer şekilde idare aleyhine başlatılacak icra takiplerinde getirilen yeni başvuru şartı da kamu kurumları ile vatandaşlar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yöntemini önemli ölçüde değiştirebilecek niteliktedir.
Ceza muhakemesi alanında yapılması planlanan düzenlemeler ise dijital çağın gereklerine uyum sağlama amacı taşımaktadır. Bilgisayarlar, cep telefonları ve diğer dijital materyaller üzerinde yapılacak incelemelere ilişkin yeni kurallar getirilirken; moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, kullanılması ve imhası konusunda da ayrıntılı hükümler öngörülmektedir. Bunun yanında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun yeniden yapılandırılması ve bazı suçların bu kapsam dışında bırakılması da ceza yargılamasında önemli sonuçlar doğurabilecek değişiklikler arasında yer almaktadır.
Kısacası 12. Yargı Paketi, yalnızca belirli kanunlarda teknik değişiklikler yapan sıradan bir düzenleme değildir. Teklif, hukuk yargılamasından ceza muhakemesine, icra hukukundan idari yargıya kadar çok geniş bir alanda etkisini gösterebilecek hükümler içermektedir. Bu nedenle teklifin yasalaşma süreci yalnızca hukukçular tarafından değil, hak arama sürecine dahil olabilecek herkes tarafından dikkatle takip edilmelidir.
Av. Oğuz KILINÇ
Antalya Barosu (10950)
İlgili kanun teklifinin tam metnine aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/T2/WebOnergeMetni/f6237781-7748-47d4-a965-86df5dda3df4.pdf