CMK m. 253 – UZLAŞTIRMA
A. TANIM, TARİHSEL GELİŞİM VE HUKUKİ NİTELİK
Esas itibarıyla Anglo-Amerikan hukuk sistemine özgü bir kurum olan uzlaştırma, Türk hukukuna ilk kez 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile kazandırılmıştır. Ancak ilk dönemlerde uygulamada beklenen verim alınamadığı için müessese, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun ile köklü bir revizyona tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda, konuyu daha önce maddi ceza hukuku boyutunda ele alan 5237 sayılı TCK m.73/8 maddesi yürürlükten kaldırılmış; böylece uzlaştırma, tamamen bir muhakeme hukuku kurumu olarak yalnızca CMK içinde yapılandırılmıştır. Kuruma 2009 yılında bazı eklemeler yapılmışsa da asıl kapsamlı reform 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun ile gerçekleştirilmiş, hemen ardından da 05/07/2017 tarihinde Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. 2024 yılı sonunda yasalaşan ve kamuoyunda ‘9. Yargı Paketi’ olarak bilinen kanun düzenlemesiyle önemli bir dönüşüm daha geçirmiştir. Söz konusu reform, yalnızca usul kurallarını değiştirmekle kalmamış; uzlaştırmacı olabilme şartlarına ‘hukuk fakültesi mezunu olma’ koşulunu da kesin olarak eklemiştir. Bu düzenlemeden önce iktisat ve işletme gibi farklı bölümlerden mezun olanlar da uzlaştırmacılık yapabiliyorken, artık bu imkân tamamen kaldırılmıştır. Öte yandan ilgili kanunun Geçici 7. maddesi uyarınca, yeni düzenleme öncesindeki sınavlarda başarılı olanların kazanılmış hakları korunmuş ve hukuk mezunu olma şartı bu kişilere uygulanmamıştır. Son olarak; Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile de önödeme ve uzlaştırma kapsamındaki suçların birlikte işlenmesi durumuna açıklık getirilmiştir. Uzlaştırma müessesesi, ardı ardına yapılan bu son dönem düzenlemeleriyle birlikte günümüzdeki en güncel halini almıştır.
Genel bir çerçeve çizmek gerekirse uzlaştırma; soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile kanunda tek tek sayılan diğer suçlarda uygulanan, uyuşmazlığın muhakeme dışı yollarla çözülerek ceza yargılamasının sona ermesini sağlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Kurum; şüpheli veya sanığın bir edimi yerine getirmeyi, mağdurun veya suçtan zarar görenin ise bununla yetinmeyi kabul etmesi halinde, yargılamayı sonlandıran ya da erteleyen bir işleve sahiptir. Bu yönüyle uzlaştırma; şüpheli ile mağdur arasında, tarafsız bir uzlaştırmacının rehberliğinde yürütülen bir barıştırma, edim üzerinde anlaştırma ve ortaya çıkan zararı giderme sürecidir. Aynı zamanda tarafların uzlaşması, ceza muhakemesinin ilerlemesini durduran yasal bir muhakeme engeli niteliği taşır.
B. UZLAŞTIRMANIN KOŞULLARI
Uzlaştırma müessesesinin işletilebilmesi ve taraflar arasında hukuken geçerli bir uzlaşma sürecinin başlayabilmesi belirli şartların varlığına bağlıdır. CMK m.253 çerçevesinde, müessesenin uygulanabilmesi için kümülatif olarak gerçekleşmesi gereken koşullar şunlardır:
- Suç Uzlaştırmalık Bir Suç Olmalı
Uzlaştırma ancak kanunun açıkça izin verdiği suç tipleri bakımından mümkündür. CMK m.253/1 uyarınca uzlaştırmaya tabi suçlar şu şekildedir:
- Soruşturulması ve Kovuşturulması Şikâyete Bağlı Suçlar:
- Şikâyete Bağlı Olup Olmadığına Bakılmaksızın Kataloga Alınan Suçlar:
- Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
- Taksirle yaralama (madde 89),
- Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
- Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
- İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
- Hırsızlık (madde 141),
- Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),104
- Dolandırıcılık (madde 157),
- Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
- Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
- Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239)
- Suça Sürüklenen Çocuklar Tarafından İşlenen Suçlar:
Mağdurun gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması kaydıyla, suça sürüklenen çocuklar tarafından işlenen ve üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaşma kapsamındadır.
1.1 Uzlaştırma Yasağı
CMK m.253/3 uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu ve hakaret suçu hiçbir şekilde uzlaştırmaya tabi tutulamaz.
Bunun yanı sıra, 7531 sayılı Kanun (9. Yargı Paketi) ile sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret suçu (TCK m.125/2) uzlaştırma kapsamından çıkarılarak önödeme sistemine dahil edilmiştir. Bu yasal değişikliğin derdest dosyalara uygulanmasına yönelik getirilen Geçici m.7/2 hükmü ise Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş (T. 27/03/2025, E. 2024/197, K. 2025/86) ve bu iptal kararı 1 Mart 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla günümüz itibarıyla, söz konusu hakaret suçunda yeni süreç tamamen önödeme üzerinden yürütülmektedir.
Son olarak, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte ve aynı mağdura karşı işlenmesi halinde kural olarak uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. Ancak fail hakkında uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan dolayı ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ (KYOK) verilmesi veya kovuşturma evresinde ‘beraat’ hükmü kurulması durumunda, uzlaştırmalık suç yönünden sürecin önü yeniden açılacaktır. Bu kuralın istisnası olarak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde, iki kurum birlikte uygulanabilir.
- Kamu Davası Açılması İçin Yeterli Suç Şüphesi Bulunmalı
Uzlaştırma bürosuna dosya gönderilebilmesi için Cumhuriyet savcısının sadece suçun uzlaştırmaya tabi olduğunu tespit etmesi yeterli değildir. Öncelikle soruşturma sonucunda, fail hakkında iddianame düzenlenebilmesi için gerekli olan yeterli suç şüphesinin varlığı ortaya konulmalıdır. Şayet deliller yetersizse veya suçun unsurları oluşmamışsa, Cumhuriyet savcısı doğrudan ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ (KYOK) vermelidir. Yeterli şüphe açığa çıkmadan dosyanın uzlaştırmaya gönderilmesi, şüpheli aleyhine bir durum yaratır. Zira KYOK almak, uzlaştırma sürecine girmekten çok daha lehedir.
- Şüpheli ve Mağdur Uzlaşmış Olmalı
Sürecin esası tarafların hür iradeleriyle bir edim üzerinde anlaşmalarına dayanır. Bu uzlaşma maddi bir zararın tazmini şeklinde olabileceği gibi; manevi bir edimin yerine getirilmesi şeklinde de gerçekleşebilir. Yönetmelik m.33 uyarınca bu edimler sınırlı sayıda olmayıp, ahlaka ve hukuka uygun olmak kaydıyla taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir. Sürecin bir ‘pazarlık’ veya şantaj aracına dönüşmemesi, ceza hukukunun caydırıcı etkisinin tamamen yitirilmemesi adına büyük önem taşır.
- Ceza Muhakemesi Şartları Gerçekleşmiş Olmalı
Uzlaştırma usulünün uygulanabilmesi için suçun soruşturulabilir veya kovuşturulabilir olması gerekir.
- Failin Kusur Yeteneği Olmalı (TCK m.31, 32)
Uzlaştırma teklifinin hukuki sonuç doğurabilmesi için failin bu teklifin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunması şarttır.
- Çocuklar Bakımından: TCK m.31/1 uyarınca 12 yaşını doldurmamış çocukların kusur yeteneği olmadığından uzlaştırmaya konu edilemezler. 13-18 yaş grubundaki suça sürüklenen çocuklarda ise algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği gelişmişse uzlaştırma yapılabilir; ancak teklif mutlaka kanuni temsilcilerine (veli/vasi) yöneltilmelidir.
- Akıl Hastaları Bakımından: TCK m.32/1 kapsamında kusur yeteneği hiç bulunmayan akıl hastaları uzlaştırma sürecinin tarafı olamazlar. Buna karşın, kusur yeteneğini tamamen kaldırmayan ancak azaltan bir akıl hastalığı (TCK m.32/2) söz konusuysa, ceza sorumluluğu kabul edildiği için kanuni temsilci aracılığıyla uzlaştırma yoluna gidilmesi mümkündür.
- Mağdur Gerçek Kişi veya Özel Hukuk Tüzel Kişisi Olmalı
CMK m.253/1 uyarınca uzlaştırma ancak mağdurun gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması halinde uygulanabilir. Mağdurun kamu hukuku tüzel kişisi olduğu suçlarda, suç takibi şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma yoluna gidilemez.
6.1 Süreç İçerisinde Mağdurun Ölümü ve Mirasçıların Durumu
Şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olan şikâyet hakkı kural olarak mirasçılara geçmez. Ancak mağdurun süreç içindeki ölüm zamanı, uzlaştırmanın kaderini doğrudan etkiler ve konu iki evrede incelenmelidir:
- Soruşturma Evresinde: Uzlaştırma süreci henüz başlamadan mağdur ölürse, istisnai durumlar hariç mirasçılara uzlaşma teklifi yapılamaz ve süreç sonlandırılır. Şayet süreç başlamış ancak rapor düzenlenmeden ölüm gerçekleşmişse, Yönetmelik m.7/7 uyarınca işlem dosya bazında sonlandırılır ve genel soruşturma usulüne geri dönülür. Eğer uzlaşma sağlanıp rapor bağlandıktan sonra ölüm gerçekleşmişse, bu rapor İİK m.38 kapsamında ilam niteliğinde belge sayıldığından, mirasçılar bu belgeye dayanarak icra takibi başlatabilirler.
- Kovuşturma Evresinde: Mahkeme aşamasında uzlaştırma usulü uygulanırken mağdur ölürse, ölmeden önce davaya ‘katılan’ sıfatını alıp almadığına bakılır. Mağdur katılan sıfatını aldıktan sonra ölmüşse, CMK m.243 uyarınca katılanın mirasçıları kuralı kıyasen uygulanarak uzlaştırma işlemleri mirasçılarla yürütülür. ‘Katılan’ sıfatını almadan ölmüşse, uzlaştırma işlemi doğrudan sonlandırılır.
C. ÇEŞİTLERİ
Uzlaştırma ‘’soruşturma evresinde uzlaştırma’’ ve ‘’kovuşturma evresinde uzlaştırma’’ olmak üzere ikiye ayrılabilir.
- Soruşturma Evresinde Uzlaştırma
1.1 Yetkili Makam
Soruşturma konusu olan suçun uzlaşma kapsamında yer alması ve hukuki açıdan kamu davası açmayı gerektirecek düzeyde şüphe barındırması durumunda, ilgili dosya uzlaştırma bürosuna tevdi edilir. Bu aşamada büroca atanan uzlaştırmacı, mağdura ya da suçtan zarar görene uzlaşma teklifini iletir.
Öte yandan, bu süreçte Cumhuriyet savcısının rolünün tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir. Nitekim uzlaştırma faaliyetlerinin nihai karara bağlanması, söz konusu büroda görev yapan Cumhuriyet savcısının sorumluluğundadır. Bu doğrultuda, tarafların anlaşması hâlinde Cumhuriyet savcısı tarafından ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ (KYOK) verilir. Ancak sürecin özgür iradeyle yürütülmediğinin, hukuka, genel ahlaka ya da kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinin saptanması durumunda Cumhuriyet savcısı, durumu uzlaştırmacıya iletir. Özetle, uzlaşma görüşmeleri uzlaştırmacı tarafından yürütülse de sürecin denetimi ve hukuki neticeye ulaştırılması yetkisi Cumhuriyet savcısına aittir. Dolayısıyla ‘’uzlaştırma savcısı’’nın süreç üzerinde önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır.
1.2 Uzlaştırma Usulü
Uzlaşma, uzlaşma usulü olarak adlandırılabilecek şu aşamalardan oluşur.
1.2.1 Uzlaştırmacı Görevlendirilmesi ve Uzlaşma Teklifinde Bulunulması
Dosyanın uzlaştırma kapsamında olması üzerine dosya kendisine gönderilen uzlaştırma bürosu, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen ve hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı listelerden bir uzlaştırmacı görevlendirir. Uzlaştırma bürosu tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine, ölüm halinde ise mirasçılarına yapılır (CMK m.253/4). Reşit olmayan çocuğa sorulmakla yetinilerek velisine teklif götürülmemesi usule kesin bir aykırılıktır.
Yönetmeliğe göre dosya uzlaştırmacıya tevdi edildikten sonra taraflara bu husus telefon, SMS veya diğer elektronik araçlarla bildirilir (m.12). Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir (m.29). Uzlaşma teklifi suçun işlendiği tarihten itibaren bir aylık süre geçmeden yapılamaz (Uzlaştırma Y, m. 12/5).
Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır (CMK m.253/5). Bu noktada şüpheliye yapılacak açıklamalar ile mağdur veya suçtan zarar görene yapılacak açıklamalar farklı olacaktır. Örneğin şüpheliye yönelik açıklamada; uzlaşmış olmasının suçu kabul anlamına gelmediği, uzlaştırma müzakereleri sırasında yapacağı açıklamaların ve bu açıklamalara ilişkin tutanakların mevcut soruşturmada veya davada delil olarak kullanılamayacağı belirtilmelidir.
Uzlaşma teklifinde bulunulması, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin (yakalama, gözaltı, şüphelinin zorla getirilmesi vb.) uygulanmasına engel değildir (CMK m.253/8). Teklif sırasında uzlaştırmanın sonucu henüz bilinemediğinden, delillerin toplanmasına devam edilmesi gerekmektedir.
Belirtmek gerekir ki, 6763 sayılı Kanun ile m.253/9 hükmü kaldırılmış olduğundan uzlaştırmacı görevlendirilmesi için önce uzlaştırma teklifinde bulunulması ve bu teklifin kabul edilmiş olması gerekmemektedir. Uzlaştırma koşullarının varlığı halinde dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi uzlaştırmacı görevlendirilmesi için gerekir ve yeterlidir.
Nihayet hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri (CMK m.22 vd.), uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur (CMK m.253/10). Bu konuda özel bir ret veya çekinme süreci öngörülmemiş olup, uzlaştırmacının bu husustaki endişelerinin dikkate alınması gerekmektedir.
1.2.2 Uzlaşma Teklifinin Reddedilmiş Sayılması
Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır (CMK m.253/4). O halde uzlaşma teklifinde bulunulması halinde tarafların kararlarını yedi gün içinde açıklamaları zorunludur. Ancak uygulamada yedi gün geçtikten sonra eğer hala uzlaştırmacı dosyayı teslim etmemişken taraf uzlaşma teklifini kabul ederse süreç devam ettirilmektedir. Taraflardan biri uzlaştırma teklifini kabul etmiş ise mutlaka diğer tarafın da bu yöndeki beyanı alınmalıdır.
1.2.3 Soruşturmanın Uzlaşma Yoluna Gidilmeksizin Sonuçlandırılması
Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır (CMK m.253/6). Uzlaştırma teklifinde bulunmak için, şüpheli hakkında zorla getirme ilişkin hükümler uygulanamaz.
1.2.4 Uzlaştırma Müzakeresi
Uzlaştırmacı görevlendirildikten sonra, soruşturma dosyasında bulunan ve Cumhuriyet savcısı tarafından uygun görülen belgelerin örnekleri kendisine teslim edilir. Bu aşamada uzlaştırma bürosu tarafından, uzlaştırmacının soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu hatırlatılır (CMK m. 253/11). Ayrıca tarafların yaş, eğitim düzeyi, sosyal ve ekonomik koşulları ile kişisel özellikleri arasındaki farklılıklar, uzlaştırma sürecinin yürütülmesinde dikkate alınır (Yönetmelik m. 5/6).
Uzlaştırmacı, dosya kapsamındaki belgeleri teslim aldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde uzlaştırma faaliyetlerini tamamlamakla yükümlüdür. Ancak gerekli görülmesi halinde uzlaştırma bürosu tarafından, her biri yirmi günü aşmamak üzere en fazla iki kez ek süre verilebilir (CMK m. 253/12). Bu nedenle uzlaştırma işlemlerinin tamamlanabileceği azami süre yetmiş gündür.
Uzlaştırma görüşmeleri gizlilik esasına göre yürütülür. Müzakerelere şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören kişi, bunların kanuni temsilcileri ile müdafi veya vekilleri katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören kişinin kendisinin ya da kanuni temsilcisi veya vekilinin müzakerelere katılmaktan kaçınması halinde, uzlaşma teklifinin kabul edilmediği sonucuna varılır (CMK m. 253/13). Buna karşılık müdafi veya vekilin görüşmelerde bulunmaması, uzlaştırma sürecinin devamına engel oluşturmaz.
Uzlaştırmacı, müzakerelerin yürütülmesi sırasında ihtiyaç duyması halinde Cumhuriyet savcısı ile görüşebilir. Cumhuriyet savcısı da sürecin sağlıklı şekilde ilerlemesi amacıyla uzlaştırmacıya gerekli yönlendirmelerde bulunabilir (CMK m. 253/14).
Görüşmeler tamamlandığında uzlaştırmacı, sürecin sonucunu gösteren bir rapor düzenleyerek kendisine teslim edilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna sunar. Uzlaşmanın sağlanmış olması halinde, raporda tarafların hangi şartlar üzerinde anlaşmaya vardıkları ayrıntılı şekilde açıklanır ve tarafların imzalarına yer verilir. Hazırlanan rapor ile varsa yazılı uzlaşma belgesi, soruşturma dosyasıyla birlikte Cumhuriyet savcısına gönderilir (CMK m. 253/15).
Bununla birlikte taraflar, ilk aşamada yapılan uzlaşma teklifini reddetmiş olsalar dahi, iddianamenin düzenlenmesine kadar kendi aralarında anlaşmaya varabilirler. Bu durumda uzlaşmayı gösteren belgeyle Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan etmeleri mümkündür (CMK m. 253/16). Taraflar arasında geçerli bir uzlaşma sağlandığının kabul edilmesi halinde, soruşturma aşamasında ‘kovuşturmaya yer olmadığına karar’ verilebilir; kovuşturma aşamasında ise ‘kamu davasının düşmesi’ söz konusu olabilir. Ancak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayanıp dayanmadığını ve kararlaştırılan edimin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirme yetkisine sahiptir. Bu değerlendirme sonucunda aksi yönde bir kanaate ulaşılması halinde, tarafların uzlaştıklarına ilişkin beyanları hukuki sonuç doğurmaz.
1.2.5 Uzlaştırma Müzakeresinin Sonucu
- Uzlaşmanın Gerçekleşmesi: Uzlaştırma görüşmelerinin olumlu sonuçlanması halinde hazırlanan rapor veya uzlaşma belgesi, Cumhuriyet savcısı tarafından incelenir. Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayanılarak gerçekleştirildiğini ve kararlaştırılan edimin hukuka uygun olduğunu tespit ederse, söz konusu belgeyi mühürleyip imzalayarak soruşturma dosyasında muhafaza eder (CMK m. 253/17).
Uzlaşma, taraflar arasında belirli bir edimin yerine getirilmesi ya da yerine getirileceğinin taahhüt edilmesi suretiyle gerçekleşebileceği gibi, herhangi bir edim öngörülmeksizin de sağlanabilir. Şüphelinin üstlendiği edimi derhal ve eksiksiz şekilde yerine getirmesi durumunda, Cumhuriyet savcısı tarafından ‘kovuşturmaya yer olmadığı kararı’ verilir. Buna karşılık edimin ileri bir tarihte yerine getirilmesinin kararlaştırılması, taksitlendirilmesi veya süreklilik arz eden bir yükümlülük niteliğinde olması durumunda, CMK’nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın ‘Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı’ verilir (CMK m. 253/19). Kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresince dava zamanaşımı işlemez ve uzlaşma kapsamında üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği takip edilir. Şüphelinin uzlaşma şartlarına uygun davranmaması veya üstlendiği edimi yerine getirmemesi halinde ise, CMK m. 171/4’te öngörülen koşullar aranmaksızın hakkında kamu davası açılır (CMK m. 253/19).
Uzlaştırma kurumunun önemli sonuçlarından biri de tazminat taleplerine ilişkindir. CMK’nın 253. maddesinin 19. fıkrasında yer alan ve uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağını düzenleyen hüküm, Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilmiştir. (T. 26/07/2023, E. 2023/43, K. 2023/141) Yüksek Mahkeme kararında; suç nedeniyle ortaya çıkan zararın kapsamının her zaman uzlaşma süreci içerisinde tam olarak belirlenemeyebileceğini, özellikle maluliyet oranının tespiti gibi teknik inceleme gerektiren durumlarda gerçek zararın sonradan ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz şekilde sınırlandıran bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında yapılan yasal değişiklikle, 7531 sayılı Kanun kapsamında CMK’nın 253. maddesinin 19. fıkrası yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, uzlaşma sağlanmış olsa dahi uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar bakımından tazminat davası açılabilmesi mümkündür. Buna karşılık, uzlaşma sırasında bilinen ve değerlendirilen zararlar yönünden dava açılması engellenmiş; açılmış davaların ise feragat edilmiş sayılacağı kabul edilmiştir.
Uzlaşma sonucunda şüphelinin üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, düzenlenen uzlaşma raporu veya uzlaşma belgesi, İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesi anlamında ilam niteliğinde belge kabul edilir (CMK m. 253/19). Bu minvalde, mağdur veya suçtan zarar gören, uzlaşma belgesine dayanarak doğrudan icra takibi başlatma imkânına sahiptir.
- Uzlaşmanın Gerçekleşmemesi: Uzlaştırma görüşmelerinin taraflar arasında bir anlaşma ile sonuçlanmaması halinde izlenecek usul, CMK’da açık şekilde düzenlenmemiştir. Bununla birlikte, uzlaştırma girişimlerinin sonuçsuz kalması durumunda soruşturma makamları tarafından genel ceza muhakemesi hükümlerine göre hareket edilir ve yeterli şüphenin bulunması halinde şüpheli hakkında kamu davası açılır. Nitekim kanun koyucu, uzlaşma teklifinde bulunulmasının soruşturma konusu suçla ilgili delillerin toplanmasına veya gerekli koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğini açıkça hüküm altına almıştır (CMK m. 253/8). Bu düzenleme, uzlaştırma sürecinin soruşturmayı durduran veya ortadan kaldıran bir mekanizma olmadığını; aksine ceza muhakemesinin olağan akışı içerisinde yürütülen alternatif bir çözüm yöntemi olduğunu göstermektedir. Benzer şekilde, uzlaşma teklifinin taraflardan biri tarafından reddedilmesi halinde de soruşturma işlemleri kaldığı yerden devam eder. Bu durumda Cumhuriyet savcısı, dosya kapsamındaki delilleri değerlendirerek soruşturmanın sonucuna göre karar verir. Öte yandan, uzlaştırma sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının önemli sonuçlarından biri de aynı soruşturma kapsamında yeniden uzlaştırma yoluna başvurulamamasıdır. Kanun koyucu, uzlaştırma işlemlerinin sonuçsuz kalması halinde ikinci kez uzlaştırma girişiminde bulunulamayacağını açıkça düzenlemiştir (CMK m. 253/18). Bu nedenle tarafların uzlaştırma görüşmeleri sırasında ortaya koyacakları irade ve tutum, sürecin sonucu bakımından büyük önem taşımaktadır.
1.2.6 Delil Yasağı
Uzlaştırma kurumunun etkin şekilde işletilebilmesi için tarafların müzakereler sırasında özgürce görüşlerini açıklayabilmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, uzlaştırma görüşmeleri sırasında yapılan açıklamaların ve bu açıklamalara ilişkin düzenlenen tutanakların delil olarak kullanılmasını yasaklamıştır. Buna göre, uzlaştırma müzakereleri sırasında ileri sürülen beyanlar ve bu beyanlara ilişkin kayıtlar, herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil niteliği taşımaz (CMK m. 253/20).
Söz konusu delil yasağı yalnızca yürütülmekte olan ceza soruşturması veya kovuşturması bakımından değil, aynı zamanda başka ceza yargılamaları, disiplin soruşturmaları, hukuk davaları, idari uyuşmazlıklar ve diğer hukuki süreçler bakımından da geçerlidir. Başka bir ifadeyle, uzlaştırma görüşmeleri sırasında yapılan açıklamalar tarafların lehine veya aleyhine olacak şekilde herhangi bir yargısal ya da idari süreçte delil olarak ileri sürülemez. Ancak delil yasağının kapsamı belirlenirken önemli bir hususun gözden kaçırılmaması gerekir. Yasak, esas olarak uzlaştırma görüşmeleri sırasında ilk kez ortaya çıkan bilgi ve açıklamaları kapsamaktadır. Buna karşılık, soruşturma dosyasında önceden mevcut olan ve taraflarca müzakereler sırasında yalnızca tekrar edilen bilgi veya deliller bakımından herhangi bir kullanım yasağı söz konusu değildir. Nitekim söz konusu bilgi ve deliller, uzlaştırma müzakerelerinde dile getirilmiş olmalarından bağımsız olarak, soruşturma dosyasında önceden mevcut bulunmaları nedeniyle delil niteliklerini muhafaza etmektedir. Öte yandan, uzlaştırma müzakerelerine katılan kişiler de görüşmeler sırasında edinilen bilgiler hakkında tanıklık yapmaya zorlanamazlar. Bu koruma, uzlaştırma sürecinin gizliliğini güçlendirmekte ve taraflar arasındaki güven ortamının korunmasına hizmet etmektedir.
- Dava Zamanaşımı-Dava Süresi: Uzlaştırma sürecinin başlaması, belirli koşullar altında dava zamanaşımı ve kovuşturma şartı olarak öngörülen dava süreleri bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Kanuna göre, şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören kişilerden herhangi birine ilk uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarihe kadar geçen süre boyunca dava zamanaşımı işlemez. Aynı şekilde, kovuşturma şartı niteliğindeki dava süreleri de bu süreç içerisinde durur (CMK m. 253/21).
- Uzlaştırma Giderleri: Uzlaştırma faaliyetlerini yürüten uzlaştırmacıya, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarife esas alınarak ücret ödenir. Bunun yanında uzlaştırma sürecinde ortaya çıkan diğer masraflar da yargılama giderleri kapsamında değerlendirilir (CMK m. 253/22). Uzlaşmanın başarıyla sonuçlanması halinde ise uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri taraflara yükletilmez. Bu giderler doğrudan Devlet Hazinesi tarafından karşılanır (CMK m. 253/22).
- Kovuşturma Evresinde Uzlaştırma
Uzlaştırma kurumu yalnızca soruşturma aşamasında uygulanabilen bir mekanizma değildir. Kamu davasının açılmasından sonra, yani kovuşturma evresinde de belirli şartların varlığı halinde uzlaştırma hükümlerinin uygulanması mümkündür. Nitekim bazı durumlarda suçun uzlaştırma kapsamında bulunduğu hususu soruşturma aşamasında fark edilmeyebilir. Bunun yanında, yargılama sırasında ortaya çıkan yeni deliller veya suç vasfındaki değişiklikler nedeniyle başlangıçta uzlaştırma kapsamında olmayan bir suç, sonradan uzlaştırmaya tabi hale gelebilir.
Soruşturma evresinde uzlaşamayan tarafların yargılama aşamasında uzlaşmak istemeleri halinde uzlaştırma kurumuna başvurulup başvurulamayacağı öğretide ve uygulamada tartışma konusu olmuştur. Yargıtay’a göre, uzlaştırmanın temel olarak soruşturma evresinde gerçekleştirilmesi gerekir (Yargıtay 2. CD., E. 2015/634 K. 2017/12975 T. 04/12/2017). Kovuşturma aşamasında uzlaştırma hükümlerinin uygulanabilmesi ise ancak suçun uzlaştırma kapsamında bulunduğunun ilk kez bu aşamada anlaşılması halinde mümkündür. Buna göre, soruşturma aşamasında taraflara usulüne uygun şekilde uzlaşma teklif edilmiş ve bu teklif kabul edilmemişse, tarafların sonradan uzlaşmak istemeleri tek başına yeniden uzlaştırma sürecinin başlatılması için yeterli görülmemektedir.
6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında, kovuşturma aşamasındaki uzlaştırma işlemlerinin mahkeme tarafından yürütülmesi uygulamasına son verilmiştir. Güncel düzenlemeye göre, kamu davası açıldıktan sonra yargılama konusu suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde dosya, uzlaştırma işlemlerinin yürütülmesi amacıyla uzlaştırma bürosuna gönderilir (CMK m. 254/1) Uzlaştırma kurumunun uygulanması için duruşma açılması gerekir.
Görüldüğü üzere bu evrede de uzlaşma müzakereleri yukarıda ifade edilmeye çalışılan esaslar çerçevesinde yürütülür.
Bu evrede yapılan uzlaşma müzakereleri sonucunda da iki ihtimal ortaya çıkar:
2.1 Uzlaşma gerçekleşir (CMK m.254/2)
Bu durumda iki ihtimal bulunur:
- Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde, DAVANIN DÜŞMESİNE KARAR VERİR.
- Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde DURMA KARARI verilir. Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.
2.2 Uzlaşma gerçekleşmez
Bu durumda yargılama kaldığı yerden devam eder.
D. BİRDEN ÇOK FAİL YA DA MAĞDUR BULUNMASI HÂLİNDE UZLAŞMA
- Birden Fazla Failin Bulunması Hâli
Bir suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi durumunda, failler arasında iştirak ilişkisi bulunsun veya bulunmasın, uzlaşmanın sonuçları yalnızca uzlaşan kişi bakımından hüküm doğurur. Kanun koyucu bu hususu açıkça düzenleyerek, uzlaştırmanın diğer şüpheli veya sanıklara kendiliğinden sirayet etmeyeceğini kabul etmiştir (CMK m. 255). Dolayısıyla faillerden birinin mağdur ile uzlaşması, diğer şüpheli veya sanıkların da bu uzlaşmadan yararlanacağı anlamına gelmez. Uzlaştırma sonucunda ortaya çıkan hukuki sonuçlar yalnızca uzlaşmaya katılan ve yükümlülüklerini yerine getiren kişi bakımından uygulanır.
Bu yaklaşım, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin doğal bir sonucudur. Nitekim Anayasa’nın 38. Maddesi ile TCK’nın 20. maddesinde ceza sorumluluğunun şahsi olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır. Ceza hukukunda herkes kendi fiilinden sorumlu olduğundan, bir şüpheli veya sanığın mağdurla yaptığı uzlaşmanın sonuçlarının diğer failler hakkında da uygulanması mümkün değildir. Aksi yöndeki bir kabul, ceza sorumluluğunun bireyselliği ilkesine ve ceza muhakemesinin temel esaslarına aykırılık oluşturacaktır.
- Birden Fazla Mağdurun Bulunması Hâli
Suç nedeniyle birden fazla kişinin mağdur olması veya zarar görmesi durumunda ise farklı bir sistem benimsenmiştir. Kanun koyucu, uzlaştırma yoluna başvurulabilmesi için tüm mağdurların veya suçtan zarar görenlerin uzlaşmayı kabul etmesini şart koşmuştur (CMK m. 253/7). Bu nedenle mağdurlardan yalnızca bir kısmının uzlaşmayı kabul etmesi yeterli değildir. Uzlaştırma sürecinin devam edebilmesi ve hukuki sonuç doğurabilmesi için tüm mağdurların ortak irade göstermesi gerekir. Mağdur veya suçtan zarar gören kişilerden herhangi birinin uzlaşmayı reddetmesi halinde uzlaştırma süreci sonuçsuz kalacaktır.
Her ne kadar bu düzenleme CMK’da soruşturma evresine ilişkin hükümler arasında yer alsa da, aynı düzenlemenin kovuşturma aşamasında gerçekleştirilen uzlaştırma bakımından da kıyasen uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Bu nedenle gerek soruşturma gerekse kovuşturma evresinde, birden fazla mağdurun bulunduğu dosyalarda uzlaştırmanın başarıya ulaşabilmesi tüm mağdurların uzlaşmaya rıza göstermesine bağlıdır.