657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na Göre Devlet Memurlarının Ödev ve Sorumlulukları
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na Göre Devlet Memurlarının Ödev ve Sorumlulukları
Giriş
Kamu hizmetlerinin düzenli, güvenilir ve tarafsız şekilde yürütülebilmesi, bu hizmetleri yerine getiren devlet memurlarının görevlerini hukuka uygun biçimde ifa etmelerine bağlıdır. Bu nedenle devlet memurları, diğer çalışanlardan farklı olarak yalnızca görevlerini yerine getirmekle değil, aynı zamanda kanunlarla belirlenen birtakım ödev ve sorumluluklara uygun hareket etmekle de yükümlüdür.
Devlet memurlarının ödev ve sorumlulukları esas itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bunun yanında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da kamu görevlilerinin hukuka bağlı, tarafsız ve kamu yararını gözeterek görev yapmalarını zorunlu kılan temel ilkeleri ortaya koymaktadır.
Bu yazımızda, devlet memurlarının yerine getirmekle yükümlü oldukları temel ödev ve sorumlulukları ele alacağız.
- Sadakat Ödevi
Devlet memurlarının en temel yükümlülüklerinden biri Anayasa’ya ve kanunlara sadakatle bağlı kalmaktır. Bu yükümlülük yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda kamu hizmetinin güvenilir şekilde yürütülmesinin de temel şartlarından biridir. Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinde; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı ilke, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 6. maddesinde de düzenlenmiştir. Buna göre devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve kanunlarına sadakatle bağlı kalmak, kamu hizmetini yerine getirirken kanunları tarafsız ve doğru şekilde uygulamak zorundadır.
1.1 Sadakat yükümlülüğü ne anlama gelir?
Günlük hayatta sadakat denildiğinde akla çoğu zaman bağlılık veya güven gelir. Kamu hukukunda ise sadakat yükümlülüğü, devlet memurunun görevini yerine getirirken Anayasa’ya, kanunlara ve hukuk devleti ilkelerine bağlı hareket etmesini ifade eder. Dolayısıyla bir memurun;
- görevini kişisel görüşlerine göre değil hukuka göre yerine getirmesi,
- kamu yararını gözetmesi,
- kanunların emrettiği şekilde hareket etmesi,
- görevini kötüye kullanmaması
sadakat yükümlülüğünün doğal sonucudur.
1.2 Devlet memurları neden yemin eder?
657 sayılı Kanun gereğince devlet memurları, asaleten atandıktan sonra en geç bir ay içerisinde kurumlarınca düzenlenen törende sadakat yemini ederler. Bu yemin yalnızca sembolik bir işlem değildir. Memurun Anayasa’ya, hukuk devletine, tarafsızlığa ve kamu hizmetinin gereklerine bağlı kalacağını taahhüt etmesini ifade eder. Yemin metninde özellikle;
- Anayasa’ya bağlılık,
- Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık,
- tarafsızlık,
- eşitlik,
- insan haklarına saygı,
- demokratik hukuk devletine bağlılık
gibi temel ilkelere vurgu yapılmaktadır. Bu nedenle sadakat yükümlülüğü yalnızca kanun hükümlerine uymaktan ibaret olmayıp, kamu hizmetinin gerektirdiği etik ve hukuki değerleri de kapsamaktadır.
1.3 Sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?
Devlet memurunun Anayasa’ya ve kanunlara aykırı davranması, görevin niteliğine göre disiplin sorumluluğu, hukuki sorumluluk ve hatta ceza sorumluluğunu gündeme getirebilir. Örneğin görevini bilinçli şekilde hukuka aykırı olarak yerine getiren bir memur hakkında disiplin soruşturması açılabileceği gibi, fiilin niteliğine göre ceza soruşturması yapılması da mümkün olabilir. Bu nedenle sadakat yükümlülüğü, devlet memurluğunun temelini oluşturan en önemli ödevlerden biridir.
- Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık Ödevi
Kamu hizmetlerinin en önemli özelliklerinden biri tarafsız şekilde yürütülmesidir. Devlet memuru, görevini yerine getirirken kişilere, siyasi görüşlere veya toplumsal gruplara göre farklı uygulamalarda bulunamaz. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. maddesi bu ilkeyi ayrıntılı şekilde düzenlemiştir. Buna göre devlet memurları;
- siyasi partiye üye olamaz,
- herhangi bir siyasi parti, kişi veya grubun yararını ya da zararını hedef alan davranışlarda bulunamaz,
- görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, din, mezhep veya benzeri nedenlerle ayrım yapamaz,
- siyasi veya ideolojik amaçlı açıklama ve eylemlerde bulunamaz, bu tür faaliyetlere katılamaz.
2.1 Tarafsızlık ilkesi neden önemlidir?
Vatandaşlar kamu hizmetlerinden yararlanırken herkesin eşit şekilde muamele görmesini bekler. Bir memurun kişisel siyasi düşüncesi, dünya görüşü veya inancı görevine yansımaya başladığında kamu hizmetine duyulan güven de zedelenir. Bu nedenle tarafsızlık ilkesi vatandaşın devlete olan güvenini koruyan temel güvencelerden biridir. Örneğin;
- aynı şartlara sahip iki vatandaş arasında siyasi görüş nedeniyle farklı işlem yapılması,
- kamu hizmetinin belirli kişilere ayrıcalık sağlayacak şekilde yürütülmesi,
- dini veya etnik kimlik nedeniyle farklı uygulamalarda bulunulması
disiplin hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğuracaktır.
2.2 Devlete bağlılık yükümlülüğü
Tarafsızlık ilkesinin yanında devlet memurları Devletin menfaatlerini korumakla da yükümlüdür. Bu kapsamda memurlar;
- Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına,
- ülkenin bölünmez bütünlüğüne,
- anayasal düzene,
- kamu güvenliğine
zarar verebilecek faaliyetlerde bulunamazlar. Ayrıca bu nitelikte faaliyet gösteren kişi, grup veya oluşumlara katılmaları ya da destek vermeleri de hukuken yasaktır. Bu düzenlemenin amacı, kamu gücünü kullanan kişilerin görevlerini yerine getirirken devlete olan bağlılıklarını korumalarını ve kamu hizmetinin güvenilirliğini zedeleyecek davranışlardan kaçınmalarını sağlamaktır.
- Resmî Sıfatın Gerektirdiği İtibar ve Güvene Uygun Davranma Yükümlülüğü
Devlet memurları yalnızca görevlerini yerine getirirken değil, günlük yaşamlarında sergiledikleri davranışlarla da kamu hizmetinin saygınlığını korumakla yükümlüdür. Çünkü memurlar, kamu gücünü kullanan ve devleti temsil eden kişiler olarak toplum nezdinde güven duygusunu zedelemeyecek şekilde hareket etmek zorundadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca devlet memurları, resmî sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içinde ve hizmet dışında sergiledikleri davranışlarla göstermekle yükümlüdür. Aynı maddede, memurların görevlerini yerine getirirken iş birliği içerisinde çalışmalarının esas olduğu da belirtilmiştir. Bu yükümlülük, yalnızca vatandaşlarla olan ilişkileri değil; amirler, çalışma arkadaşları ve kamu hizmetinden yararlanan herkesle kurulan iletişimi de kapsar. Örneğin;
- vatandaşlara karşı kaba ve kırıcı davranılması,
- çalışma arkadaşlarıyla sürekli çatışma yaşanması,
- kurumun saygınlığını zedeleyecek davranışlarda bulunulması,
- görevin gerektirdiği ciddiyetle bağdaşmayan tutumlar sergilenmesi
disiplin hukuku bakımından değerlendirmeye konu olabilecek davranışlar arasında yer alabilir. Bu nedenle devlet memurlarının dürüstlük, nezaket, saygı ve ölçülülük ilkelerine uygun hareket etmeleri yalnızca etik bir beklenti değil, aynı zamanda kanundan kaynaklanan bir yükümlülüktür.
- Yurt Dışında Devletin İtibarını Koruma Yükümlülüğü
Bazı devlet memurları görevleri gereği sürekli veya geçici olarak yurt dışında bulunabilir. Bunun yanında eğitim, araştırma veya inceleme amacıyla yabancı ülkelere gönderilen kamu görevlileri de bulunmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca bu kişiler, bulundukları ülkede Devletin itibarını veya görev haysiyetini zedeleyecek fiil ve davranışlarda bulunamazlar. Çünkü yurt dışında bulunan bir kamu görevlisinin davranışları yalnızca kendisini değil, temsil ettiği kamu kurumunu ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini de yakından ilgilendirir. Bu nedenle;
- kamu görevlisinin bulunduğu ülkede suç teşkil eden davranışlarda bulunması,
- Devletin saygınlığını zedeleyecek tutum sergilemesi,
- resmî görevin ciddiyetiyle bağdaşmayan hareketlerde bulunması
disiplin hukuku açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle diplomatik görevlerde veya Türkiye’yi temsil eden kamu görevlilerinde bu yükümlülük çok daha büyük önem taşımaktadır.
- Mal Bildiriminde Bulunma Yükümlülüğü
Kamu yönetiminde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin sağlanabilmesi amacıyla bazı kamu görevlileri mal bildiriminde bulunmak zorundadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu bu yükümlülüğe yer vermiş, mal bildiriminin usul ve esasları ise 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ile ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre devlet memurları;
- kendilerine,
- eşlerine,
- velayetleri altındaki çocuklarına
ait taşınır ve taşınmaz malları, alacakları ve borçları hakkında kanunda öngörülen usule uygun şekilde mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Mal bildirimi uygulamasının temel amacı;
- haksız mal edinilmesinin önlenmesi,
- yolsuzlukla mücadele edilmesi,
- kamu yönetiminde güvenin sağlanması,
- kamu görevlilerinin mal varlığındaki olağan dışı değişikliklerin denetlenebilmesidir.
Kanunda belirtilen yükümlülüğe aykırı davranılması veya gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunulması hâlinde disiplin yaptırımlarının yanı sıra cezai sorumluluk da gündeme gelebilir. Bu nedenle mal bildirimi, şekli bir işlem olmanın ötesinde kamu yönetiminde dürüstlüğü sağlamaya yönelik önemli bir hukuki mekanizmadır.
- Basına Bilgi ve Demeç Vermeme Yükümlülüğü
Kamu kurumlarının yürüttüğü faaliyetlere ilişkin açıklamaların belirli bir düzen içerisinde yapılması hem kamu hizmetinin güvenilirliği hem de bilgi kirliliğinin önlenmesi açısından önem taşır. Bu nedenle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 15. maddesinde devlet memurlarının görevleri hakkında basına doğrudan bilgi veya demeç vermeleri yasaklanmıştır. Kanuna göre devlet memurları;
- gazetelere,
- televizyon kanallarına,
- radyo kuruluşlarına,
- haber ajanslarına
görevleriyle ilgili açıklama yapamazlar.
Bu konuda gerekli açıklamalar ancak bakan tarafından yetkilendirilen kişilerce yapılabilir. İllerde ise gerekli hâllerde açıklama yapma yetkisi valiye veya valinin yetkilendireceği kişilere aittir. Bu düzenlemenin amacı, kamu kurumlarından farklı ve çelişkili açıklamalar yapılmasını önlemek, kurumsal bütünlüğü korumak ve kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesini sağlamaktır. Özellikle günümüzde sosyal medya kullanımının yaygınlaşması nedeniyle kamu görevlilerinin görevleriyle ilgili bilgi paylaşırken çok daha dikkatli hareket etmeleri gerekmektedir. Görev sırasında edinilen ve açıklanması yasak olan bilgilerin sosyal medya üzerinden paylaşılması da bazı durumlarda disiplin ve ceza hukuku bakımından sorumluluk doğurabilir.
- Resmî Belge, Araç ve Gereçlerin Korunması ve Amacı Dışında Kullanılmaması
Devlet memurlarına görevlerini yerine getirebilmeleri amacıyla çeşitli resmî belgeler, araçlar ve kamu kaynakları tahsis edilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca memurlar;
- görevleriyle ilgili resmî belge, araç ve gereçleri yetki verilen yerler dışına çıkaramaz,
- bunları kişisel işlerinde kullanamaz,
- görevleri nedeniyle kendilerine teslim edilen her türlü resmî belge ve eşyayı korumakla yükümlüdür.
Görev sona erdiğinde ise bu belge ve eşyaların eksiksiz şekilde ilgili kuruma teslim edilmesi gerekir. Bu yükümlülük, gerekli hâllerde memurun mirasçılarını da kapsayabilmektedir. Örneğin;
- resmî aracın özel işlerde kullanılması,
- kuruma ait bilgisayar veya ekipmanın kişisel amaçlarla değerlendirilmesi,
- gizli veya resmî belgelerin kurum dışına çıkarılması,
- kamuya ait araç ve gereçlerin amacı dışında kullanılması
hem disiplin hukuku hem de bazı durumlarda ceza hukuku bakımından sorumluluk doğurabilir. Kamu kaynaklarının yalnızca kamu hizmetinin gerektirdiği amaçlarla kullanılması, kamu yönetiminde güvenin korunmasının temel şartlarından biridir.
- İş Başında Bulunma ve Görevi Bizzat Yerine Getirme Yükümlülüğü
Devlet memurları, görevlerini belirlenen çalışma saatleri içerisinde bizzat yerine getirmekle yükümlüdür. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre haftalık çalışma süresi kural olarak 40 saattir. Günlük çalışma saatleri ise hizmetin özelliğine göre ilgili idare tarafından belirlenmektedir. İş başında bulunma yükümlülüğü, yalnızca fiziksel olarak kurumda bulunmayı değil, çalışma saatleri içerisinde görevin gereklerini yerine getirmeyi de ifade eder. Bu kapsamda memurlar;
- mesai saatlerine uymalı,
- görev yerini izinsiz terk etmemeli,
- görevlerini başkasına devretmemeli,
- kamu hizmetinin sürekliliğini aksatacak davranışlardan kaçınmalıdır.
Özellikle sağlık, güvenlik, adalet ve eğitim gibi kesintisiz hizmet sunulan kamu kurumlarında bu yükümlülük daha da büyük önem taşımaktadır. İzinsiz göreve gelmemek, görevi terk etmek veya kamu hizmetini aksatacak davranışlarda bulunmak, fiilin niteliğine göre disiplin cezası uygulanmasına neden olabilir. Sonuç olarak iş başında bulunma yükümlülüğü, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlayan temel ilkelerden biridir ve vatandaşların kamu hizmetlerine kesintisiz erişebilmesinin güvencesini oluşturur.
- Amirlerin Görev ve Sorumlulukları
Kamu kurumlarının düzenli ve verimli şekilde çalışabilmesi yalnızca memurların görevlerini yerine getirmesine değil, amirlerin yönetim görevlerini hukuka uygun şekilde yerine getirmesine de bağlıdır. Bu nedenle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, amirlere de önemli sorumluluklar yüklemiştir.
Kanunun 10. maddesine göre amirler;
- Kanun ve diğer mevzuatla kendilerine verilen görevleri zamanında ve eksiksiz yerine getirmek,
- Birimlerinde görev yapan memurları yetiştirmek ve mesleki gelişimlerini desteklemek,
- Memurların çalışmalarını, tutum ve davranışlarını takip ederek gerekli denetimleri yapmak
zorundadır.
Bunun yanında amirler, maiyetinde çalışan personele eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde davranmakla yükümlüdür. Hiçbir memura kişisel yakınlığı veya farklı sebepler nedeniyle ayrıcalık tanınmamalı; tüm personel objektif ölçütlere göre değerlendirilmelidir. Kanun ayrıca amirlik yetkisinin kişisel çıkar amacıyla kullanılmasını da yasaklamıştır. Bu kapsamda amirler;
- maiyetindeki memurlardan özel menfaat sağlayamaz,
- hediye kabul edemez,
- borç isteyemez veya borç alamaz,
- görev ve yetkilerini kişisel amaçları doğrultusunda kullanamaz.
Bu düzenlemelerin amacı, kamu yönetiminde liyakat, tarafsızlık ve güven ilkelerini korumaktır.
- Memurların Amirlerine Karşı Görev ve Sorumlulukları
Amir-memur ilişkisi kamu hizmetinin düzenli yürütülmesini sağlayan temel unsurlardan biridir.
657 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre memurlar, görevlerini Anayasa’ya, kanunlara ve diğer mevzuata uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. Bunun yanında, amirleri tarafından verilen görevleri zamanında, dikkatli ve eksiksiz biçimde yerine getirmeleri de beklenmektedir. Ancak bu yükümlülük mutlak değildir. Türk hukukunda memurun her emri sorgusuz yerine getirmesi değil, hukuka uygun emirleri yerine getirmesi esastır. Bu nedenle kanun, hukuka aykırı emir ile konusu suç teşkil eden emir arasında önemli bir ayrım yapmıştır.
10.1 Hukuka Aykırı Emir ile Suç Teşkil Eden Emir Arasındaki Fark
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri budur.
10.1.1 Hukuka aykırı emir
Bir memur, amirinden aldığı emrin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa, bu durumu emri verene bildirmek zorundadır. Amir, verdiği emirde ısrar eder ve bu emrini yazılı olarak tekrar ederse, memur kural olarak emri yerine getirir. Bu durumda doğabilecek hukuki sorumluluk emri veren amire ait olur. Bu düzenleme, kamu hizmetinin kesintiye uğramamasını sağlarken aynı zamanda memurun hukuki güvencesini de korumaktadır.
10.1.2 Konusu suç teşkil eden emir
Kanun burada çok önemli bir istisna getirmiştir. Eğer verilen emir açıkça suç oluşturuyorsa, memur bu emri hiçbir şekilde yerine getiremez. Üstelik emrin yazılı olarak verilmiş olması da sonucu değiştirmez. Anayasa’nın 137. maddesi açıkça; “Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez.” hükmünü içermektedir. Dolayısıyla;
- sahte belge düzenlenmesi,
- resmi evrakta gerçeğe aykırı işlem yapılması,
- rüşvet alınması,
- usulsüz ödeme yapılması,
- suç teşkil eden herhangi bir fiilin gerçekleştirilmesi
yönündeki emirler hiçbir koşulda uygulanamaz.
Böyle bir emri yerine getiren kamu görevlisi, “amirim istedi” savunmasıyla sorumluluktan kurtulamaz. Bu nedenle memurların hukuka aykırı emir ile suç teşkil eden emir arasındaki farkı iyi bilmeleri büyük önem taşımaktadır.
- Devlet Memurlarının Bu Yükümlülüklere Uymaması Hangi Sonuçları Doğurabilir?
Devlet memurlarının kanunla belirlenen ödev ve sorumluluklarını ihlal etmeleri hâlinde fiilin niteliğine göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir. Bunlar arasında;
- uyarma,
- kınama,
- aylıktan kesme,
- kademe ilerlemesinin durdurulması,
- devlet memurluğundan çıkarma
gibi disiplin cezaları yer almaktadır.
Bunun yanında bazı fiiller yalnızca disiplin hukukunu değil; ceza hukuku, idare hukuku ve tazminat sorumluluğunu da gündeme getirebilir. Örneğin görevin kötüye kullanılması, resmî belgelerde usulsüz işlem yapılması hâllerinde disiplin yaptırımının yanında adli süreç de işletilecektir. Bu nedenle kamu görevlilerinin yalnızca görevlerini yerine getirmeleri değil, görevlerini hukuka uygun şekilde yerine getirmeleri de büyük önem taşımaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Devlet memurları siyasi partiye üye olabilir mi?
Genel kural olarak hayır. Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca devlet memurlarının siyasi partilere üye olmaları yasaktır. Ancak öğretim elemanları bakımından 2547 sayılı Kanun’da bazı istisnai düzenlemeler bulunmaktadır.
Devlet memurları basına açıklama yapabilir mi?
Kural olarak görevleriyle ilgili konularda doğrudan basına veya medya kuruluşlarına açıklama yapamazlar. Bu konuda açıklama yapma yetkisi yalnızca kanunen yetkilendirilen kişilere aittir.
Devlet memurları mal bildiriminde bulunmak zorunda mıdır?
Evet. Kanunda belirtilen kişiler, kendilerine, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait mal varlığına ilişkin bildirimde bulunmakla yükümlüdür.
Amirin her emrine uymak zorunlu mudur?
Hayır. Hukuka aykırı olduğu düşünülen emirler ilgili amire bildirilmelidir. Konusu suç teşkil eden emirler ise hiçbir surette yerine getirilemez.
Memur görev dışında da bazı kurallara uymak zorunda mıdır?
Evet. Devlet memurları yalnızca mesai saatlerinde değil, görev dışında da kamu görevlisi sıfatının gerektirdiği itibar ve güveni koruyacak şekilde davranmalıdır. Özellikle kamuoyuna yansıyan davranışların kurumun saygınlığını zedelememesi beklenmektedir.
Sonuç
Devlet memurları, kamu hizmetinin güvenilir, tarafsız ve etkin şekilde yürütülmesini sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle görevlerini yerine getirirken yalnızca verilen işleri yapmakla değil, Anayasa ve kanunlarla belirlenen ödev ve sorumluluklara uygun hareket etmekle de yükümlüdürler.
Sadakat, tarafsızlık, devlete bağlılık, resmî sıfata uygun davranma, mal bildiriminde bulunma, kamu kaynaklarını amacı dışında kullanmama ve hukuka uygun emirleri yerine getirme gibi yükümlülükler, kamu hizmetinin temelini oluşturmaktadır.
Bu yükümlülüklerin ihlali, yalnızca disiplin hukuku bakımından değil; bazı durumlarda idari, hukuki ve cezai sorumluluk bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle devlet memurlarının görevlerini yerine getirirken hak ve yükümlülüklerini iyi bilmeleri hem kendilerinin hem de kamu hizmetinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Av. Oğuz KILINÇ
Antalya Barosu (10950)